Referandumun faturası çifte vatandaşlara

0

Genel bir değerlendirmeyle başlayalım. Türkiye’de 16 Nisan’da gerçekleştirilecek anayasa değişikliği referandumu kapsamında yurtdışındaki konsolosluklarda oy verme işlemi başladı.

Avrupa’da oy verme hakkı bulunan Türk vatandaşlarının sayısı yaklaşık 2,6 milyon, bu sayıyı Türkiye’deki seçmen sayısına vurduğumuzda Avrupa’daki Türk seçmeni genel seçmen sayısının yüzde 5’ini oluşturuyor. Bağımsız ve tarafsız araştırma şirketlerinin yayınladıkları son çalışmalar Evet ile Hayır oylarının hemen hemen benzer oranda olduklarını gösteriyor. Genel seçmen sayısının yüzde 5’ini oluşturan Avrupa Türkleri bu referandumda kilit rol oynuyor, dolayısıyla öncelikle bu 2,6 milyonluk kitlenin mobilize edilmesi gerekiyor. Bunun en hızlı ve en etkin yolu da Avrupalı siyasilerin tepki gösterdiği yurtdışı seçim çalışmaları üzerinden gerçekleşiyor. Geçtiğimiz haftalarda Almanya ve Hollanda’da yapılmak istenilen seçim çalışmalarına yerel kurum ve siyasilerce verilen tepkileri ve sonrasında yaşananları yakından takip ettik.

Avusturya’da yaşayan ve oy kullanma hakkına sahip Türk vatandaşlarının sayısı 100 binin üzerinde. 27 Mart ile 9 Nisan 2017 tarihleri arasında 108.560 Türk vatandaşı Viyana, Salzburg ve Bregenz başkonsolosluklarında Evet veya Hayır yönünde oylarını kullanabilecekler.

Geçtiğimiz günlerde Avusturya ulusal medyasında yer alan haberlere göre katılımın yoğun olduğu gözlemleniyor, ancak bu 2015 genel seçimlerindeki yüzde 40,6’lık katılım oranını geçer mi yoksa aynı seviyede mi kalır, onu seçimlerden sonra göreceğiz. Ama bu sayının düşmeyeceği kesin, çünkü daha önceki seçimlere baktığımızda ortamın hiç bu kadar gerildiğini göremeyiz. Gerginlik, kitleleri mobilize etmenin en hızlı yöntemidir. Siyasi gerginlikler her ne kadar büyük kitleleri mobilize etmek için önemli bir araç olsa da, ardında bıraktığı veya bırakacağı hasarları tamir etmek kolay olmayacak. Bilhassa yaşadığımız Avusturya’da. Henüz üç sene önce iş kabul anlaşmasının, yani göçün 50. yılını kutlamışken. Daha önceki yazılarımda sivil toplum örgütlerimiz ile Avusturya hükümetinin çeşitli kurumlarıyla herhangi bir ilişkinin kalmadığını veya en alt düzeye düşürüldüğünü yazmaya çalışmıştım. Şu an o da kalmadı, bir yanda dümenini tamamen Türkiye’deki siyasi partilere çeviren ve derneklerinde referandum çalışmaları yapan sivil toplum örgütlerimiz, diğer tarafta ise bu tür etkinliklere tahammül göstermek istemeyen Avusturya hükümeti ve Avusturya kamuoyu. Arada kalan ise Avusturya’da yaşayan, çalışan, eğitim gören vatandaşlarımız ve onların gelecekleri. 16 Nisan’a henüz günler kala gerginlik bu kadar tırmanmışken, yangına daha fazla körükle gitmenin bir anlamı yok.

Karşılıklı yaşanılan her siyasi gerginliğin bir faturası olur. Bizde ise şu an faturayı çifte vatandaşlar ödüyor. Konsoloslukların önlerine kontrol noktalarının konulmasının ve oy vermeye giren çıkanların kimlik bilgilerinin alınarak çifte vatandaş olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinin tartışıldığı Avusturya’da başta Tirol ve Vorarlberg olmak üzere birçok eyalet inisiyatif alarak çifte vatandaşların peşine düştü. Avusturya kurumları yasa dışı yöntemlerle çifte vatandaşlık elde etmiş Türklerin sayısını 13 bin olarak açıklıyor. Farklı yöntemlerle tespit edilen onlarca çifte vatandaş Avusturya vatandaşlığından atılarak tüm hakları ellerinden alındı. Önümüzdeki günlerde bu sayının bir hayli artacağını ve yöntemlerin daha da ağırlaştırılacağını göreceğiz, peki tüm bunlara değer mi?

Kadir Keleşoğlu
kk@bummedia.at

Podijeli:

O autoru

Ostavi komentar


− 4 = 5