Larissa Marolt: “Modellik benim için ikinci planda”

0

10 Temmuz 1992 yılında otel işletmecisi bir ailenin ikinci çocuğu olarak Klagenfurt’da dünyaya gelen Larissa Marolt, tiyatro ve televiz­yona ilk adımını 14 yaşındayden attı.

Klagenfurt Şehir Tiyatrosu’na katılan Larissa ilk oyununu 2008 “Aloah” ile sergiledi. Larissa 2009 yılında Austria’s Next Top Model yarışmasında elde ettiği birincilik ile adını tüm Avusturya’ya duyurdu.

Dschungelcamp, Die große Chance ve Austria’s Next Top Model programlarında görev aldın. Peki iş seçiminde karar verirken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsun? Yapmak istemeyeceğin bir iş var mı?

LARİSSA MAROLT: Öncelikle program formatının ilgimi çekmesi ve beni cezbetmesi lazım. Format beni cezbettiği takdirde o projenin arkasında dururum ve kendimi tam anlamıyla bu işe adarım. Tabii bu noktada geri çevirdiğim bazı iş teklifleri de oldu. Bir projede kendimden bir parça bulamazsam ve projenin formatıyla uyuşmuyorsam o işi yapmam.

Dschungelkamp programı birçok eleştirmen tarafından „alt sınıfa hitap ediyor“ diye eleştirildi. Bu konu hakkında neler söylemek istersin?

LARİSSA MAROLT: Ben Dschungelcamp programını günümüzün bir fenomeni olarak görüyorum. Ayrıca 8 milyon izleyicisiyle Almanca konuşan ülkeler arasında en çok izlenen televizyon şovu. Toplumun her kesiminden insanlar bu şovu izliyor. Zaten herkes sevecek diye bir kaide de yok.

Modellik sektörü bu alanda çalışmak isteyen birçok kadının hayatını kabusa çevirmiş zor bir meslek. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?

LARİSSA MAROLT: Bu doğru. Modellerin yeteri kadar zayıf ve güzel olmadığı sebebiyle sürekli eleştiri alması onları büyük bir baskının altında bırakıyor. Bu yüzden modellik mesleğini hayatımda hep ikinci plana attım ve bu alanda kendime yüksek hedefler koymadım. Ayrıca şunu da herkes biliyor ki; modelliğe başlayan birçok kızın arasından sadece birkaç tanesi en üst seviyeye ulaşabiliyor. Bu seviyeye ulaşmak içinse çok büyük bir şansa ve disiplinli bir hayata sahip olmanız gerekiyor. Ve bir de tabii ki çağın zihniyetine ayak uydurabilmeniz lazım. Eğer casting’lerde başarısız olunduğunuz takdirde; umutsuzluğa düşmeden, daha fazla mücadele ederek tüm gücünüzle savaşmalısınız. Demin de belirttiğim gibi bu çok kolay bir iş değil. Birçok genç kız bu yola çıkıp; cesaretlerini ve kendilerine olan güvenlerini kaybedip geri dönüyorlar. Böyle bir durumda sizi sürekli destekleyip arkanızda duracak bir aileye ihtiyacınız var.

Seni örnek alan birçok genç kız var. Bunun omuzlarına yüklediği sorumluluğu taşıyabiliyor musun?

LARİSSA MAROLT: Dürüst olmak gerekirse beni gerçekten örnek alan kişilerin varlığından bile emin değilim. Zaten olmasını da istemem çünkü mükemmel bir kişi değilim. Hayatımı istediğim gibi yaşamaya devam ediyorum. Bağımsız olmak ve kendini özgür hissetmek benim için çok çenmli değerler.

Kendini feminist olarak tarif eder misin?

LARİSSA MAROLT: Ben kadın ve erkeklerin eşitliğine inanıyorum. Hem özel yaşamlarında hem de iş hayatlarında kadın ve erkeklerin aynı özgürlüğe ve fırsatlara sahip olması gerektiğini savunuyorum.

Özellikle birçoğu sosyal medyada olmak üzere olumsuz eleştiriler almana rağmen neden hala halk ile sürekli iletişim halindesin?

LARİSSA MAROLT: Eleştirilere çok önem veririm. Sonuçta hiç kimse mükemmel değildir. Yapıcı eleştirileri her zaman dinlerim ve bu tarz eleştiriler yöneltenlere minnettarım. Ancak şahsıma yönelik yapılan nefret kökenli söylemlere ise kulak asmam. Sosyal medya konusuna gelince (galiba Facebook’u kasdediyorsun çünkü instagram ve twitter hesabım yok); neler yaptığımı, ne düşündüğümü ya da hangi projede çalıştığımı arkadaşlarım ve fan’larımla paylaşmak hoşuma gidiyor. Ve onlardan gelen yapıcı yorumlara önem verdiğim için bunları geri dönüş olarak kabul ediyorum.

Top Model geçmişinle ne kadar sıklıkta karşı karşıya geliyorsun?

LARİSSA MAROLT: Şu anda sokağa çıktığımda insanların beni yeniden tanıdığına şahit oluyorum. Klagenfurt’da ya da Salzburg’da olsamda insanlar beni gördüğünde hep aynı tepkiyi veriyorlar: „Aaa, bu Top Model’deki kız değil mi?“ Ve açıkçası bu konu artık canımı sıkmaya başladı. Çünkü hayatımın sonuna kadar „Top Model’deki kız“ olmak istemiyorum. Önceleri bununla gurur duyuyordum ancak gurur hissi gitgide azalmaya başladı. Zaten bu yüzden yaşamıma şu anda Amerika’da devam ediyorum ve burada Avusturya’da gerçekleştiremediğim şeylerle meşgul oluyorum.

Röportaj: Oğuzcan Karataş
Fotoğraf: Cosmas Pavlos

 

 

 

Podijeli:

O autoru

Ostavi komentar


3 × 9 =