“Kapitalizm Sorunlu Bir Sistem”

0

Aylak Gangster Skero ile Viyana şarkıları, kötü huylar ve Graffiti hakkında konuştuk.

Müzik grubunun ve ilk albümünün ismini “Aylaklık her türlü kötü huyun başlangıcıdır” deyiminden yola çıkarak seçmişsin. Bu albümün arka planında başka ne gibi fikirler vardı?

SKERO: Ben daha önce solo albümüm için Rudi Gratzl ile birlikte çalışmıştım. Rudi’nin Wienerglühn adında, Viyana şarkıları üzerine bir müzik grubu var. Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz ve birlikte albüm yapma fikri bir şekilde gelişti işte. Aslında kendi solo albümümün çalışmalarını ilerletmek istiyordum ama bu süreçte farklı müzisyenlerle birlikte bir şeyler üretmek daha zevkli gelmeye başladı, ayrıca şarkı söylemek tabii ki rap yapmaktan çok daha farklı, değil mi? Parçaları üç kişi birlikte yazdık ve stüdyo kaydı için de bir baterist, bir de gitarist ekledik grubumuza. Tüm bunlar Ringendorf’da eski bir birahanede oldu, oranın sahibi de Rudi zaten. Albümümüz hem CD hem de plak olarak çıktı, plağımızda da kayıt yaparken çekilen fotoğraflarımız poster olarak var.

CD ile ilgili dikkatimi çeken şu oldu: Kötü huylar ve günahlara çok ağırlık vermişsin. Albümün kapağında da bir elma deseni var…

SKERO: Kesinlikle, evet! Kapağı hazırlarken şunu düşündük: Kötü bir huy ya da alışkanlık teması harika olurdu. Grafik tasarımını Michael Hacker ile birlikte yaptım. CD ile ilgili ile de düşüncem şuydu: Eden bahçesi, yani sunulan elma ama birazı ısırılmış. Albümün tanıtımını da Eden barda yaptık, yani Eden bahçesi diyebiliriz. Aynı zamanda ilk CD’miz olduğu için de ismi ‚Tüm günahların başlangıcı‘. Stil olarak karmakarışık. Ben çeşitliliği olan albümleri seviyorum, öyle çeşidi bol bir havası olan. Konu olarak bizde belli bir çizgi var ama stil olarak her türlü şey mevcut. Aslında Viyana şarkıları üzerine bir şey yapmak istiyorduk ama sonra bu Viyana şarkılarına ne gibi eklentiler yapabiliriz, hangi müzik türleri buna uygun olur ve kullanılabilir sorusu bizi meşgul etti. Viyana şarkılarının çıkış tarihinden beri çok şey değişti sonuçta. Biz çok farklı müzik türleriyle büyüdük, o anlamda ‘Sadece Viyana şarkıları üzerine çalışıyoruz’ demek mantıksız olurdu.

Başlığa geri dönmek gerekirse: Birbirinizin hangi kötü huylarını keşfettiniz?

SKERO: Benim düşüncem şu: Her insanın iyi ve kötü özellikleri vardır. Bizim için önemli olan asıl şey, Avusturya’daki şu ‘aşağı çekme’ mantalitesi. Yıkıcı olan şeyleri diğer şeylerden ayırmak gerek, sürekli bir aylaklığın ne anlama geldiğini özellikle Avusturya gibi, yeniliklerden korkulduğu için sürekli her şeyin frenlendiği ve engellendiği bir ortamda bilmek lazım. Aylaklık benim için çok farklı bir hikaye. Bilinçli olarak hiçbir şey yapmamak. Hızlılığı hayatından çıkarıp sadece şunu demek: Bugün daha az şey yapacağım veya hayatım hakkında düşüneceğim ya da kendime vakit ayıracağım. Bu, bizim yaşadığımız zamanda kesinlikle çok önemli bir şey, sadece insanlar açısından değil, global olarak bakıldığında da öyle. Kapitalizm uzun vadede işe yarar bir sistem değil. Sürekli bir takım eğrilerin hiç düşmeden yükseğe çıkmasını bekleyemem. Bir gün gelir, o sınıra ulaşılmış olunur.

Bahsettiğin şey, Aufschwung’da da duyuluyor. Seni sinirlendiren şeylere karşı tepki vermek…

SKERO: Yani, tabii ki, yoksa benim bir yere dikilip de ‘Hey, kendinize bir bakın, nasıl da herkes her şeyden şikayet ediyor’ demem bir fark yaratmaz. Bilerek Avusturya için bir motive etme marşı yazmak istedik. Bunun örneği de mesela Aufschwung şarkısı.

Graffiti ile de uğraşıyorsun. Sence insanları harekete geçirmenin daha uygun yöntemi hangisi: bir Graffiti mi yoksa iyi bir şarkı mı?

SKERO: Bunu bu şekilde genelleyemeyiz, şarkının veya graffitinin ne kadar iyi olduğunu. İletilmek istenen bir mesajın nereye ne şekilde yerleştirildiği ile ilgili daha çok. Graffiti konusunda şunu fark ediyorum: İnsanlar yasal bir çerçeve içerisinde olduğu sürece bunu harika buluyorlar. Viyana’da bu iş zaten sorunsuz oluyor diyebiliriz: Legal olarak sprey boya yapılabilecek alanların bu kadar fazla olduğu ve bu konuda bu kadar organize olan başka bir şehir neredeyse yok.

Şu çok iki yüzlü bir bakış açısı değil mi: Graffiti legal olunca bir sorun yok ama çirkin bir evin duvarını süsleyen yasa dışı bir sanat eseri büyük problem oluşturuyor?

SKERO: Tabii ki, bu insanların tutuculuğu ile ilgili. Ama herkes böyle düşünüyor işte: Bunlar şimdi her yeri boyuyorlar, sırada belki de arabam var onu da spreyleyecekler. Bu düşünce bir şekilde normal bir vatandaşın korkulu rüyası halinde. Ama ben graffiti ve sokak sanatının bu tarz klişelerin geçerliliğini azalttığını düşünüyorum. Aşırı iyi şeyler görülebiliyor her yerde. Ama aynı şekilde sadece bombing (acele ile yapılan, büyük sprey yazılar) yapan kişiler de var. İnsanların anlamadığı, graffitinin ille de bir güzelleştirme sanatı olması gerekmediği. Graffiti tutkulu bir sanattır ve kısmen sadece sokakta yaşanabilen bir narsizm örneğidir.

Uzun süre önce ünlü graffitici Puber’e karşı bir kışkırtma operasyonu düzenlendi. Bu konu hakkında düşüncelerin neler? Onunla empati kurabiliyor musun?

SKERO: Tüm olayları gözden geçirip, iyice irdeleyip biraz düşündükten sonra ‚Yine de şansı varmış‘ diyorum. Kendisi uzun zamandır ceza evinde kaldı ama aslında objektif bir şekilde değerlendirildiği zaman ceza ölçüsü normalin dahilinde. Bununla ilgili aslında çok fazla bir şey söylemek istemiyorum, hiç kimseye ne yapması gerektiği konusunda direktif vermek benim haddime değil. Bunun haricinde onu çok da yaratıcı bulmuyorum. Ve bu camianın içerisine gereksiz yere çok fazla huzursuzluk soktuğunu da söyleyebilirim. Benim düşünceme göre bu kişi, anneciğinden yeteri kadar ilgi görememiş olan bir tip.

Fakat tıpkı sizin gibi aday olmak istemeyen kadınlar da var, değil mi?

SKERO: Belediye başkanı olmayı isteyip istemediğim sorusunu kendime sordum ve cevabım hayır oldu. Son tahlilde bu tamamen kişisel bir karar ve ben aday olmamayı seçtim. Fakat yine de hükümette kadınların siyasette kendilerini bulabildiklerine ve mecliste çok iyi iş çıkardıklarına inanıyorum.

Şarkı sözlerinin diyalekt üzerine kurulduğu rap türünün Almanca konuşulan ülkere ulaştığını düşünüyor musun?

SKERO:­ Aslında yein olan, Almanya’nın bu türü yavaş yavaş kabullenmeye başladığıdır. En azından insanlar ilgi gösteriyor. Almanya’da genel olarak yüksek Almanca rap’i yapılıyor.Amerika rap’ine bakıldığında; orada kimse Oxford aksanıyla konuşmuyor. Herkesin kendine has bir dili, bir tarzı var.

Crack Ignaz ile yaptığın ‘Dekadance‘ şarkısı ve onunla birlikte çalışma fikri nereden çıktı?

SKERO:­ Lex Lugner (yapımcı) ile uzun zamandır şarkının sözleri üzerine fikir alışverişi yapıyorduk. Ona Ignaz ile beni tanıştırıp tanıştıramayacağını sordum. Ardından her beraber benim evimde buluştuk ve şarkıyı geliştirmeye başladık. Ignaz’da kendi fikirlerini ekledi ve ortaya ‘Dekadance‘ çıktı. Şarkının klibini ise aklımda çok önceleri oluşturmuştum.

Önümüzdeki dönemde ne tür işler yapmayı düşünüyorsun? Diyalekt rap’te ısrarcı olacak mısın? Ayrıca film türü projelerde yer almak ister misin?

SKERO:­ Kendi müzik türümden çok fazla ödün verme bir düşüncem yok. Sonuçta kendi dinleyici kitlemi oluşturdum ve onların karşısına hiç alışık olmadıkları bir Skero müziğiyle çıkmak, bu kitleyi hayal kırıklığına uğratabilir. Skero Viyana rap’i söylemeye ve başka sanatçılarla işbirliği yapmaya devam edecektir. Film konusuna gelince, şimdiye kadar böyle bir teklif almadım. Bu konuda klipler hariç tecrübem de yok.

Röportaj: Oğuzcan Karataş
Fotoğraf: Michael Mazohl

Podijeli:

O autoru

Ostavi komentar


6 − = 4