“Erdoğan rejimiyle problemim var”

0

Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) Başkanı Christian Kern ile Avusturya'daki güncel sorunlar hakkında konuştuk.

Sayın Başbakan, karşınızda göçmen, iş yeri sahibi ve üç çocuklu bir baba olarak oturuyorum. Bana ne vaad edebilirsiniz? Benim bu devletten alabileceklerim neler?

KERN: (Gülüyor) Öncelikle düşünmüş olduğumuz en önemli şey şu: Ekonomik açıdan başarılı bir ülke meydana getirmeliyiz. Sosyal güvenliğin tümü, tamamen buna bağlı. Son 15 aydır gerçekten ekonomik bir yükselişin Avusturya’ya ulaşmasını garantiledik ve ofansif bir ekonomi politikasına sahip olmaktan yanayız. İşsizlik oranı geriliyor. İş hayatındaki katılımcıların sayısında  rekor bir düzeye ulaştık, aynı zamanda ekonomik büyüme konusunda Avrupa çapında en tepedeyiz. İş yerleri ve alanlarının sağlanması ve işçi  gelirlerinin yükselmesi ile bu sistem tamamen yerleşecek. Bu başarı gökten inen bir şey değil, aksine çok güçlü şekilde yatırımları, yeni iş alanlarını ve yenilikleri destekleyen bir politik sürecin sonucuydu. Ve bu yolda devam etmeyi hedefliyoruz. Çünkü Avusturya’da yaşayan tüm insanların kendilerini güvende hissetmesini sağlamak istiyoruz. Hatta, yalnızca kamusal güvenlikten bahsetmiyorum, ülkenin başarısında herkesin katkısının olduğunu ve bu başarıya ortak olmanın getirdiği güvenden bahsediyorum. Söylemek istediğim bir diğer şey ise: Kentsel alanlarda çok büyük rol oynayan birçok konumuz var. Viyana’da mesela en büyük sırp topluluğu yaşıyor. Kira hakkı, asgari ücret gibi konulardan iş ve işçi haklarına kadar toplumu yakından ilgilendiren tüm konular  bizim için çok önemli. Çünkü çoğu insan kiraların yükselmesi ve kirada olmanın pahalılığı ile ilgili birçok zorluk yaşadı. Gelirlerin nerede hiç yükselmemesi ile ilgili problemler yaşandı. Ve burada biz devreye girerek özellikle orta sınıfa dahil olan, küçük ve orta gelirli insanlar için farklılıklar geliştirmek istiyoruz. Düzenlediğimiz tüm konseptler bu çizgide ilerliyor.

Peki seçme hakkı konusu nasıl olacak?

KERN: Seçme hakkına gelirsek, ilçe düzeyinde seçime katılma ve seçme hakkı mevcut fakat onun dışında seçimlere katılma imkanı doğrudan Avusturya vatandaşlığı ile ilgili. Bunun tabii ki beraberinde getirdiği birtakım problemler oluyor çünkü Avusturya vatandaşı olmayan birçok insan onyıllardır bu ülkede yaşıyor ve seçme hakkına sahip olamıyor. Yalnız konuya gerçekçi bakacak olursak parlamentodaki çoğunluk oranı göz önünde bulundurulduğunda bu konu ile ilgili yakın gelecekte herhangi bir değişiklik olmayacağını söyleyebiliriz.

Politikacıların büyük çoğunluğu bu soruya “Evet, Avusturya vatandaşlığı için başvuruda bulunabilirsiniz” şeklinde cevap veriyor. Fakat okurlarımızdan biri, 4 kişilik bir aile için bunun maddi tutarının eyalete göre yaklaşık 6000 Euro civarında olduğunu söylüyor. Bu demek oluyor ki, Avusturya vatandaşı olmak birtakım şeylerin yanısıra bazı ücretlere bağlı. Burada uzun zamandır yaşayan ve zaten vergi ödeyen insanlar için üstelik.

KERN: Ücretlerle ilgili verilen ipucu enteresan, bununla ilgilenmek durumundayız. Yalnız şunu da söylemek gerekir ki, vatandaşlığımızla kesinlikle gurur duyuyoruz. Onunla yalnızca seçme hakkı değil, birçok şey doğrudan bağlantılı. Fakat şu an hali hazırdaki vatandaşlık hakları benim için önemsiz değil. Bu olayın işleyisine ve ücretlerin yüksek olup olmadığının detaylı şekilde incelenmesi gerekiyor.

Okuyucumuz Mehmet soruyor: “Büyük şirketler ne zaman vergi ödeyecek? Yoksa bu durum sadece orta sınıf ve yoksulları kapsayan bir şey mi?”

KERN: Mevcut olan vergi kanunu boşluklarını büyük bir kararlılıkla dolduracağız. Maalesef Avrupa içinde başkala ülkelerin yasalarından yararlanarak bu tür boşluklar üreten ülkeler var, İrlanda gibi mesela. Ve bu durumda Avrupa çapında çözümler aranmalı. Avusturya’daki vergi hukuğunda da birtakım esneklikler mevcut. Bizim önerilerimiz içerisinde tam olarak bunlar var: Bir sosyal medya veya medya aracısınız ve bu nedenle reklam ödemeleri yapmalısınız. Biz, gelecek zaman içerisinde Facebook, Google vb. gibi şirketlerin reklam vergisi ödemelerinden yanayız. Henüz böyle bir kural yok. Bu reklam vergileri sayesinde diğer medya araçlarının yükünü hafifletebiliriz. Bunu hayata geçirmek istiyoruz. Bunun için bir partner arıyoruz ve seçimlerden sonra bu konuda daha fazla destek alacağımızı umuyoruz. Sosyal Demokrat Parti olarak bizim görüşümüz çok net: Vergi yasasındaki boşluklar bir rezalet. Bunu çözümlemeyi ve bu sorundan kurtulmayı hedefliyoruz.

Entegrasyon konusuna gelirsek: İslam, Türkler ve Mülteciler bizim gerçek sorunlarımız mı, yoksa bunlardan daha farklı, daha önemli sorunlar da var mı?

KERN: Bu unsurlar tabii ki bir zorluk teşkil ediyor, toplumumuz için zorlayıcı konular. Fakat bazı kişiler, sahip olduğumuz tüm sorunlar göçmenlerle bağlantılıymış gibi davranıyor. Bu tamamiyle saçma bir bakış açısıdır. Hele önerilen siyasi konseptler: ÖVP – Avusturya Halk Partisi, bazı bütçesel sorunlardan kurtulmak adına son derece gerçek dışı bir teklifte bulunarak  göçmenlere yapılan yardımlar, asgari sosyal yardım gibi şeylerin kaldırılmasıyla bütçe dengelemesi sağlanacağını savunuyor. Bunun hesabını yakın zamanda yaptım: Tasarruf edileceği düşünülen bütçe, gerçekte olması gerekenin minicik bir kısmı. Ve bu gibi konularda, insanları toplumun dışına sürüklememeye ve her türlü perspektifi ellerinden almamaya dikkat etmek gerekiyor. Bu şekilde vergi reformu finanse edilmez. Burada kesinlikle bilerek günah keçileri bulunmaya çalışılıyor. Ve işte tam olarak bu, bizim Avusturya’da asla olmasını istemediğimiz bir şey. Benim dileğim, parçalara bölünmüş, karşılıklı kışkırtılan ve sürekli suçluların arandığı bir ülke haline gelmemek. Tam tersi, hepimizin düzgün ve mutlu bir hayata sahip olma şansı üzerine kurulu bir düzen barındıran ve bu prensipte ilerleyen bir ülke olmak. Bu benim için önemli. Bu yüzden, dünyadaki tüm problemlerin göçmenlerle ilgili konularda olduğunu varsayan davranışlar hiç hoşuma gitmiyor.

Sizce halkın sorunlarını dinlediğiniz ilk “müdavim masası” videosu bir hata mıydı? Sebepsiz yere farklı olan insanlardan nefret eden kişilerin, gelecek ile ilgili korkularının alınması gerekli mi?

KERN: Ben bu videonun hata olduğunu düşünmüyorum. Çok gezdiğim için tabii ki göçmenlerle ilgili şikayetleri ve sorunları olan birçok insan görüyorum. Ve korktukları konular var. Bunlar ırkçı veya yabancı düşmanı kişiler değil, ‘’Aslında böyle olmaması gerekir ama korkuyorum!’’ diyen insanlar. Ve bu gibi insanlara ‘’Saçmalıyorsun!’’ veya ‘’Haksızsın, istatistiklere bakarsan korkulacak bir şey olmadığını göreceksin.’’ gibi şeyler diyerek cevap verirsen sorunu çözmüş olmazsın. Korku duymaya devam ederler ve yalnızca inandırıcılığını kaybedersin. Çünkü bu insanlar, bizim onlara kulak vermediğimiz hissine sık sık kapıldılar. Ben de buraya bir işaret koymak istedim: Hayır, sizin sorunlarınızı dinliyoruz! Senin fikrine katılmıyorum, ama sizi dinliyoruz. Ve bu sorunları çözeceğiz. Bunu, insanların bize gelmesi, mümkün olduğu kadar çabuk sürede iş bulması, vergilerini ödemesi üzerine kurulu daha iyi bir entegrasyon örneği sağlayarak gerçekleştireceğiz. Bu yüzden bu videonun kesinlikle yanlış olmadığını düşünüyorum. Aksine, bu bir işaretti. Evet, sorununuzu anladık. Bununla ilgileneceğiz. Bu yüzden Özgürlükçü Partiyi (FPÖ) seçmeniz gerekmiyor. Problemleri görebilme yetisine sahibiz. Ve çözümleyeceğiz. Fakat – insani bir intizamla. Tüm müslümanlar kötü islamistler gibi davranmayacağız, başı örtülü insanları dışlamayacağız. Ama hep birlikte yaşamanın mümkün olmasını sağlayacağız.

Entegrasyon planı A’da, entegrasyon konusunun altında yazanları okudum. “Paralel toplum” tabiri bir kez geçiyor, iki kez “Kurallar” kelimesi, iki kez “Yükümlülükler”, bir kez ise “Yaptırımlar” kelimeleri. Ama yalnızca tek bir kez “Haklar” ve bir kez “Şans” yazıyor.

KERN: Biliyor musunuz, bu hikayedeki önemli nokta nedir? Ben yeni geldiğimde, federal düzeyde entegrasyon politikası adına ne kadar az şey gerçekleştiğini görüp çok şaşırmıştım. Eğer çok sayıda birey bu anlamda büyük role sahip olmayıp yardımcı olmasaydı, şu an çok daha büyük sorunlarımız olacaktı. Önceki mesleğim olan ÖBB (Avusturya Devlet Demir Yolları) Başkanlığında da benzer şeyler yaşadım ve çok kişinin bireysel olarak yardımcı olduğunu gördüm. Ve şu an yapmış olduğumuz şey, tüm imkanları dil kurslarını çoğaltıp geliştirmek için yüksek düzeyde zorlamış olmamız. Ben bunu kesinlikle çok önemli buluyorum. Entegrasyon yılı kapsamında da şunu gerçekleştirmiş olduk: Burada kalan insanlara yatırım yapıyoruz. Ve paralel toplum konusuna değinecek olursak: Eskiden hep şöyle denirdi: “Nerede kalacağınıza bakın, işinizi yapın, gerisi kendiliğinden hallolur.” Sonrasında da şu gerçeği gördük ki, kendi dünyasında yaşayan bir sürü topluluklar var. Bu durum kısmen Çeçen göçmenlerde yaşandı, Türkler ile de kısmen aynı şeyleri yaşadık. Ve ben bunun bir hata olduğunu düşünüyorum çünkü insanları kendi toplumumuzun içine katmak ve kazandırmak zorundayız. Bu yüzden bu konulara daha fazla bütçe ayırdık.

Ailesi Türkiye’den Avus­turya’ya göç etmiş, her sabah 5’te uyanarak ağır şartlarda çalışan ve politikacılar ve medya tarafından  her gün doğduğu ülkeye ait olmadığı hissi yaşatılan birine ne demek isterdiniz?

KERN: Sadece şunu söyleyebilirim ki, bu insanların burada olmasından dolayı çok mutluyum. Katkı sağlıyor olmalarından dolayı mutluyum. Vergilerini ödüyor olmaları, çalışıyor olmaları, çocuklarına bakıyor olmaları. Hepsinin, tıpkı diğer Avusturyalılar gibi umutları ve hayalleri var. Ve herkes gibi, onlar da bu ülkede düzgün giden, mutlu bir hayat yaşama hakkına sahipler. Bu değiştirilemez bir gerçektir. Yalnız ben, Erdoğan Rejimi ile ilgili bir problem görüyorum çünkü sistematik olarak basın özgürlüğü, demokrasi ve insan haklarına zarar veriliyor. Ama tabii ki Türklerle ilgili hiçbir sorunum yok, Türk kökenli Avusturyalılarla da aynı şekilde hiçbir problemim yok.

Sizi diğerlerinden daha iyi bir Başbakan yapan sebepler nedir?

KERN: Benim asıl istediğim şey, bir insanın hangi ismi taşıdığından, hangi semtte yetiştiğinden, ailesinin zengin veya fakir olmasından tamamen bağımsız olarak ülkemizde herkesin eşit ölçüde şansa sahip olabilmesi. Bu benim için her zaman bir yaşam prensibi oldu ve bakış açım buna göre şekillendi.

Podijeli:

O autoru

Ostavi komentar


6 × = 42