Austrofred: “Leberkäse muhteşem bir dönüş yaptı”

0

Austrofred olarak bildiğimiz ancak gerçek adı Franz Adrian Wenzl olan başarılı müzisyen ve yazar, sorularımızı yanıtladı. 

Geçtiğimiz aylarda yazdığı kitaplara bir yenisini daha ekleyen Austrofred, kitabı felsefi bir baş yapıt olarak görmesinin sebeplerini ve “Pferdeleberkäse”nin neden iyi bir kitap ismi olduğunu anlattı.

Şu anda Franz Adrian Wenzl ile mi yoksa Austrofred ile mi röportaj yapıyoruz?

AUSTROFRED: Austrofred ile röportaj yapıyorsunuz. Ama sürekli bir karaktere bağlı kalınmamalı. Bu yüzden ikisinin de biraz karışımı demeyi tercih ederim.

Bize biraz Austrofred fikrinin ne zaman doğduğu hakkında bahseder misin?

AUSTROFRED: Bundan 14 yıl sene önce kadar doğdu. Çok büyük bir Freddy Mercury hayranıydım. Çünkü kendisi çok yetenekli birisi. O zamanlar Queen’in hit parçalarını Avusturyacaya çevirerek komik bir sonuç elde edilebileceğini düşündüm ve bir partide de bunu gerçekleştirdim. Tabii bunu şaka maksadı ile yapmıştım. Ardından birçok tesadüf birbirini izledi. Birinci tesadüf; içinde benim sahne performansımın da bulunduğu parti banda kaydedilmişti, ikincisi ise partide bir organizatör bulunuyordu ve bana daha bilindik yerlerde sahne almam için teklif yaptı. Bunların hiçbiri önceden planlanmış bir proje değildi.

Kısa süre önce “Pferdeleberkaese” adındaki yeni kitabını yayınladın. Bu kitabı yazdığın diğer kitaplardan ayıran en önemli özellik nedir? Ve kitapta ne hakkında bahsediyorsun?

AUSTROFRED: İlk kitap bir otobiyografiydi. Son iki kitabım ise roman türünde. Bunlardan bir tanesi Mozart ile mektuplaşma şeklindeydi. Son kitabımda birçok farklı temayı işledim. Ancak “Pferdeleberkäse”nin kesinlikle felsefi baş yapıtım olduğunu söyleyebilirim. İçerik olarak ise denemeler ve röportajlar var.

Kendini hangi felsefi akıma ait hissediyorsun?

AUSTROFRED: Tabii Rock yıldızı felsefesi: İstediğini yap, istediğin gibi ol. Bu tarz şeyler… Asıl amacım başarılı bir rock yıldızı olarak yetenekli gençlere deneyimlerimi aktarmak. Bu yüzden yazıyorum. Yani pedagojik bir eğilim.

Austrofred’in istediğin gibi gitmemesi durumunda herhangi bir B planın var mı?

AUSTROFRED: Geçmişte nakliyat üzerine eğitim almıştım. Aslında gayet normal bir meslek sahibiyim. Bir taraftan Austrofred’i tüm kalbimle pazarlamaya çalışıyorum ama diğer taraftan da kendimi finansal anlamda garantiye almalıyım ki; bu işi sürekli yapmak zorunda kalmayayım.

Şimdiye kadar Austrofred karakterinin geleceğinden hiç şüphe duyduğun oldu mu?

AUSTROFRED: Tabii ki de öyle anlar yaşadım ama bu daha çok başlarda oldu. O anlarda kendime “ben ne yapıyorum yahu” deyip durdum. Sahneye çıkıyor ve bir şeyler yapıyorsunuz, ardından insanlar sizi bir şekilde komik buluyorlar, alkışlıyorlar. Austrofred bir rock müzik figürü; bira içmeyi sever, rock dünyasında olan bitenlerle ilgili parodi yapar.

Kitabına geri dönecek­ o­lursak, adını neden “Pferdele­berkäse” koydun?

AUSTROFRED: Kitapta hangi terimleri sık kullandığıma baktım ve yirmi metnin yedisinde “Leberkäse” vardı. Sonra bu ismin aslında güzel bir isim olacağını düşündüm. Ancak Grillparzer ya da Franz Werfel ’in bir kitaba böyle bir isim vermeyeceğini tahmin ederek daha soylu bir element aramaya başladım ve ardından ismin önüne “Pferde” kelimesini ekledim.

Kısa bir süre önceye kadar Viyana’da meşhur Linzli “Leberkaspeppi” bulunuyordu. Seninle orada sık sık karşılaşabilir miyiz?

AUSTROFRED: Leberkaspeppi çoktan kapattı mı? Neyseki Leberkaswilli var. Aslında şu anda leberkäse büyük bir geri dönüş içerisinde. Ama ben bile kitapta leberkäse kelimesini bu kadar çok kullanmama açıkçası bayağı şaşırdım. Çünkü genellikle şinitzeli leberkäseye tercih ederim.

Hazır konu şinitzele gelmişken: Austrofred gerçektende çok fazla Avusturyalı. Neden kendine tam Avusturyalı bir figür tercih ettin?

AUSTROFRED: Queen’in yaptığı müzikle Avusturya popunun arasındaki kırılma hoşuma gidiyor. Queen tarihin en muazzam gruplarından biriydi. Freddy Mercury ise sahnede çok sessiz ve sakin ama hayattan daha büyük! Avusturya popu ise bundan çok farklı. Şarkıcı ve söz yazarı faktörü daha fazla rol oynuyor. Bunların dışında Avusturya’nın gerçekten şaka gibi bir ülke olduğuna inanıyorum. Komik ve enteresan bir ülke.

Geçen sene Avusturya pop dünyasında yaşanan patlamayı nasıl değerlendiriyorsun? Mesela Wanda ve Bilderbuch gibi. Austrofred de bunun bir parçası mı? Bunu kutluyor mu?

AUSTROFRED: Bunun bir parçasıyımdan daha çok öncü gibi hissediyorum (gülüyor). Austropopla subkültürel bir biçimde uğraşan ilk kişi benim. Nino aus Wien ya da Wanda gibi genç gruplar benim tarzımdan daha farklı bir giriş yaptılar.

Austropop’ta Queen gibi büyük isimlerin yer aldığını düşünmüyor musun?

AUSTROFRED: Austropop denildiği zaman akla ilk Danzer ve Ambros’un geldiğini dikkate almamız lazım. Ama tabii Falco gibi bir değer Austropop’tan daha çok Queen tarzına biraz daha yakın diyebiliriz.

Birden fazla yeteneğe sahipsin. Bunların hangisini icra etmekten en çok keyif alıyorsun?

AUSTROFRED: Bunun kesinlikle televizyon olmadığını söyleyebilirim. En çok yazmayı seviyorum.

İleride yapmak istediğin projeler neler?

AUSTROFRED: Yazmak için yeteri kadar fikrim var zaten. Ama en çok yapmak istediğim şey büyük bir Austrofred sergisi açmak. Rock ve pop müzikte zaten şu anda böyle bir trend var. Mesela David Bowie’nin Londra’da yaptığı tarzda bir sergiden bahsediyorum. Böyle bir şey gerçekten çok güzel olurdu. Bugüne kadar birçok eser meydana getirdim ve artık onların yavaş yavaş sergilenmeye başlaması lazım diye düşünüyorum.

Fotoğraf: Michael Mazohl

Podijeli:

O autoru

Ostavi komentar


8 × = 40