Ani Gülgün Mayr: “Avusturya toplumu, kökenini bir şekilde hatırlatıyor”

0

ORF 3’te yayınlanan “Kultur Heute” programı ile televizyonculuk dünyasına adım atan Ani Gülgün Mayr, Viyana’da geçirdiği çocukluk yıllarından, ORF’ye nasıl girdiğinden ve medya sektöründe çalışan göçmenlerin konumundan bahsetti.

Avusturya’ya 2 yaşındayken gelmişsin. O zamanlara dair bir şeyler hatırlıyor musun?

ANİ GÜLGÜN MAYR: Hayır. Sadece annemin buraya geldiği ilk zamanlarda yaşadığı zorluklarla ilgili anlattıkları aklımda kaldı. Annem buraya gelmeden önce İstanbul’da yaşamış. Orada evlerin en az 3-4 odası olur. Buraya geldiği ilk zamanlar Brigittenau’da Leipzigerstraße‘de tek göz odalı bir eve yerleştirilince çok ağlamış. Çünkü Avrupa bize hep harikalar diyarı olarak anlatılırdı ki; bu hiç doğru bir tanım değildi. Ve uzun bir süre de öyle olmadı.

Brigittenau’da geçirdiğin çocukluk yılları nasıldı?

ANİ GÜLGÜN MAYR: Gıpgri bir Brigittenau hatırlıyorum. Evimizin olduğu apartmanda sürekli frenk üzümlü kekler yapan, yaşlı ve yalnız insanlar yaşıyordu. 6-7 yaşlarımda canım çok sıkıldığında onlara ziyarete giderdim. Bana kek verip, savaş döneminden bahseder; Rusların Avusturya’ya girdiği zaman ne kadar kötü günler geçirdiklerini anlatırlardı.

Çocukken düşlediğin meslek hangisiydi?

ANİ GÜLGÜN MAYR: Çocukken ne olmak istediğimi hatırlamıyorum ama öğrencilik yıllarımda adli psikolog olmak istiyordum.

Columbo dizisi bu istediğinde büyük bir rol oynuyordu galiba…

ANİ GÜLGÜN MAYR: Evet, nereden biliyorsunuz bunu? (Gülüyor). Üniversitede psikoloji bölümünden mezun oldum ve o zamanlar suçluların psikolojisi ilgimi çekiyordu. Ancak sonrasında her şey çok farklı gelişti. Echo’da sosyal alanlarla ilgili keyifli çalışmalarda bulundum ve bu, bütün kariyerimin daha farklı şekillenmesinde büyük rol oynadı.

Peki sunucu olmaya nasıl karar verdin?

ANİ GÜLGÜN MAYR: ORF’nin farklı televizyon formatlarında iş verilmek üzere bir sunucu havuzu bulunuyor. Ben de bu havuza girebilmek için kurumun casting’ine katıldım. Akabinde kendimi başka bir casting’de, ORF3’te o zamanlar yeni başlayacak olan “Kultur Heute” programının seçmelerinde buldum ve programın sunuculuğunu yapmaya hak kazandım.

Göçmen kökenli olman mesleğin adına herhangi bir avantaj ya da dezavantaj teşkil ediyor mu?

ANİ GÜLGÜN MAYR: Sadece “göçmen kökenli” kelimesini duymak bile sinirlerimi bozmaya tek başına yetebiliyor. Sizin sorunuza gelecek olursam; göçmen kökene sahip olmanın bizim meslekte bazı avantajları da peşinde getirdiği bir gerçek. Mesela göçmen konulu açık oturumlarda genellikle göçmen kökenli bir sunucu aranır. Bu gibi durumlarda kökenimin avantaj sağlıyor ama ben kökenimden daha çok mesleğim ve yaptığım işlerle ciddiye alınıp; gündeme gelmek isterim.

Peki toplum olarak o noktaya ulaşabildik mi?

ANİ GÜLGÜN MAYR: Hayır, şu ana kadar ulaşabildiğimizi düşünmüyorum. Bir göçmenin aksansız bir şekilde Almanca konuşabilmesi ve topluma entegre olması şaşkınlıkla karşılanabiliyor. Sen göçmen kökenini unutsan bile Avusturya toplumu bunu sana bir şekilde hatırlatıyor.

Sence medya sektörü Avusturya toplumunun içerisinde barındırdığı çeşitliliği yansıtıyor mu?

ANİ GÜLGÜN MAYR: Gençlik yıllarımda her hafta izlediğim Lindenstraße dizisinde Yunan bir aile vardı. Türk olmamalarına rağmen dizide Güneyli bir ailenin sorunlarının işlenmesi ve kendi aile kültürümü televizyonda izlemek çok hoşuma gidiyordu. Ancak şu an medya sektörü toplumun yapısını yansıtmıyor. İzleyiciler televizyonda aksansız Almanca konuşan kişileri görmek istiyor. Mesela Tirol’da Alman aksanıyla konuşan birisini televizyona çıkardığınız zaman izleyicilerden olumsuz görüş belirten mektuplar alabiliyorsunuz.
Foto: Michael Mazohl

Podijeli:

O autoru

Ostavi komentar


9 − = 7